KÜRT HALKINA UYGULANAN SOYKIRIM

JİNDA MARDİN              

Soykırım, jenosit veya genosit, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum veya başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerlerinden ayırt edebilen bir topluluk ve ya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda, bir plan çerçevesinde ve yok edilmeleri niyetiyle girişilen eylem ve sonuçlar bütünü anlamına gelir. Fiziki olarak yok etmeyi esas alan, buna göre yol ve yöntemler belirleyip uygulanılır. Asimilasyonun bir devamı olarakta soykırım, asimilasyon yöntemiyle üstesinden gelinemeyen halkların, azınlıkların, her türden dinsel, mezhepsel ve etnik grupların fiziki olarak ortadan kaldırılmalarını amaçlar. Hakim ulustan daha çok gelişmiş durumda olan halklara uygulanan soykırım ilk olarak Yahudiler üzerinden kabul edilen bir kavramdır. Her ne kadar Yahudiler başta olmak üzere Ermeniler, Asuriler ve daha pek çok halka uygulananlar bir soykırım suçu olarak tanınmış ve bir insanlık suçu olarak kabul edilmişsede günümüze kadar devam edilmektedir. Soykırım kavramı hemen hemen herkesin duyduğu bir kavram, fakat bu kavramın bilincine varmak ve anlamak hele bunu yaşamak hiçte duyulduğu gibi değildir. Soykırım kavramı dünyada en çok Yahudilerle anılan bir kavram olsa da daha bir çok halk soykırım uygulamalarına tabi tutulmuşlardır. Fiziki olarak imha etmek için ortadan kaldırmak, yeryüzünden silmek için her türlü yol ve yöntem uygulanılmaktadır. Devlet eliyle halklara uygulanan bu insanlık suçu halen hakim devletler eliyle halklara uygulanılmaktadır. Soykırım kavramı tüm dünyada toplumlara  uygulanan ve bir insanlık suçu olarak kabul görülmesine rağmen günümüzde başta Kürtler olmak üzere halklara uygulanan bir yok etme uygulamasıdır. İkinci soykırım yöntemi olan kültürel soykırımlar ise, daha çok hâkim elit ve ulus-devlet kültürüne göre zayıf ve gelişmemiş durumda bulunan halklar, etnik topluluklar ve inanç grupları üzerinde uygulanır. Temel mekanizma olan kültürel soykırımla bu halkların, etnik ve dinsel grupların hâkim elit ve ulus devletin dil ve kültürü içinde tümüyle tasfiye edilmesi amaçlanır. Kültürel soykırım daha uzun vadeli sistematik ve geniş kapsamlı bir şekilde uygulanılmaktadır. Kültürel soykırıma tabi tutulan halklar kendi olmaktan çıkan, kendisine ait dil, kültür, tarih kısacası hiçbir maddi ve manevi değeri bırakılmayarak hakim ulusa entegre edilerek kendisi olmaktan çıkarılır. Bir halk olarak insanca yaşayabileceği hiçbir koşul bırakılmaz. Başta en temel hak olan anadiliyle konuşma, eğitim alma bile yasaklı ve tehlikeli hale getirilir. Fiziki varolmanın ötesinde Toplumsal olarak her türden maddi ve manevi değerden kopmuş ve hergün ölümden daha beter hale getirilerek hayatta bırakılır. Özellikle yahudi soykırımıyla birlikte dünyada kabul edilen bu insanlık suçu yahudilere uygulanan fiziki bir yok etmeyi de aşan, en tehlikelisi olan kültürel soykırım şuan en ibretlik haliyle Kürtlere uygulanılmaktadır. Kültürel Soykırıma tabi tutulan ve belkide dünyada hiçbir eşi benzeri olmayan en somut örnek Kürtlerdir. Çünkü sadece fiziki yok etmeyi esas almamakta, dili asimile edilerek, kültürü, tarihi yok edilerek, dini, kimliği inkar edilerek, iradesiz bırakılarak hayvandan daha beter bir yaşama mahkum edilir. Kürtlere uygulanan Kültürel soykırım uzun süreli olan ve hazırlığı ciddi anlamda yapılan planlı bir Kültürel soykırımdır. Özellikle TC’nin kuruluşuyla Kürtlere sistematik bir şekilde soykırım uygulanılmaktadır. Şark Islahat Planı (24 Eylül 1925), Mecburi İskân Kanunu (14 Haziran 1934), Tunceli Kanunu (25 Aralık 1935) gibi proje ve kanunlarla Kürtlerin yaşadıkları topraklardan sürülmesi, ekonomik kaynaklarına el konulması, Türk kültürü içinde eritilerek Türkleştirilmesi ve kendi maddi ve manevi kültüründen uzaklaşmış insan toplulukları yaratılması hedeflenmiştir.

Bu kanun ve yasalarla başta anadilleriyle konuşma ve eğitim hakkı yasaklanıp şehir, köy ve mahalle isimleri değiştirilir. Halkın öncüleri, entellektüelleri, aydınları katledilir yada sürgüne gönderilir.İşgal altına alınan Kürdistan topraklarında her türlü soykırım yol ve yöntemleri denenmektedir. Tüm ekonomik yeraltı ve yerüstü zenginliklerine el konularak sadece hayatta kalabilecekleri standartlarda imkanlar tanınır.Ekonomik işgal bir toplumu düşürme, çökertme ve çözmenin en barbarca yöntemidir. Kürt toplumu üzerindeki ulus devlet baskısı ve zulmünün yanı sıra ekonomik araçlarına el konularak, ekonomik yaşamı denetlenerek nefessiz hale getirilmek istenmektedir. Bununla bağlantılı olarak sağlıklı beslenme ve yaşama koşulları ortadan kaldırılır, nufüs artışını önlemek için doğumlar engellenir, kontrol altına alınır. Ahlaki olarak geriye çekilir, alkol, fuhuş, uyuşturucu vb. bağımlılaştırılarak yozlaştırılmaya öz değerlerinden uzaklaştırılıp pasifize edilir. Bir diğeri de dini olarak yasaklamalar ve saldırılar geliştirilerek inançları birer tehlike olarak gösterilir. Örneğin şuanda Kürtçe mevlüdün suç sayılması gibi. Kürtlük adına ne varsa yasaklı, tehlikeli, geri, suç olarak gösterilip ortadan kaldırmaya dönük kapsamlı saldırılar geliştirilir. Kürtçe şarkı söylemek, halay çekmek, ıslık çalmaya kadar trajikomik yasaklarla bitirilmek unutturulmak istenmektedir. Kürtlere uygulanan sadece bir fiziki kırım değil, dil kırım, din kırım, kültür kırımı da içerisine alan bir Kültürel soykırımdır.

Hesenkeyf’in sular altında bırakılmaya dönük başlatılan baraj projeleri, işgal edilen Efrin ve Serekaniye başta olmak üzere tüm Kürdistan şehirlerinde tarihi yerleri yok etme girişimleri ve uygulamaları tarihsiz ve hafızasız bırakılmak istenen bir halkın nasıl bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu da göstermektedir. Sadece tarihi değerlerine değil, dirisi dışında ölüsüne dahi hiçbir tahammülü olmayan cenazelerine, mezarlıklarına da saldıran yok eden, ortadan kaldıran bir soykırım uygulaması yaşanmaktadır.

  En korkunç olan buna birebir maruz kalan Kürtlerin bunu derinlemesine yaşamasına rağmen buna karşı kendisini koruyacak ve boşa çıkaracak bir örgütlü tavır ve tutuma gitmemesidir. Her ne kadar Kürdistan’da TC rejiminin soykırım uygulamalarına karşı bir teslimiyet durumu hiçbir zaman yaşanmadı. Fakat bu kültürel soykırıma son verebilecek bir örgütlülük ve mücadele de tam anlamıyla geliştirilemedi. Yahudiler yaşadıkları soykırımı asla unutmadı ve buna karşı kendisini her yerde ve alanda örgütleyerek bu soykırımı dünyaya kabul ettirerek kendi öz kültür ve değerleriyle yaşamaktadırlar. Kürtler olarakta Kültürel soykırımdan kurtulabilmek için bulunduğumuz her alanda başta anadilde konuşmadan başlamak üzere, kültür değerlerine, tarihine sahip çıkan, yaşatan, öz iradesini, öz yönetimini açığa çıkaran bir örgütlülük zorunlu ve şarttır. Ancak bu şekilde yaşanan kültürel soykırımın önüne geçilebilinir. En önemlisi de tarih boyunca yaşanılan katliam ve soykırım uygulamalarını unutmamak hayatidir. Çünkü unutulan soykırımlar tekrarlanır.Bu yüzden bir halkın tarihi hafızası korunmalı ve çağdan çağa yeni nesillere aktarılmalıdır. Ancak bu şekilde doğru bir yaşam mücadelesi verilebilinir.